Makaleler

Açlık Grevlerini Durduralım, PEN'E MEKTUP

Haydar Karataş’tan Uluslararası PEN Kulübü’ne Çağrı!

 

Türkiye’nin hal edilemeyen yarası kendini ölüme yatırdı, elbirliği ile durdurmalıyız

 

Türkiye’de Kürt meselesinde yaşanan tıkanma son Açlık Grevleri ile bir trajediye dönüşmek üzere, bu öylesine büyük bir çıkmaz ki; hem eylemciler açısından, hem de Kürt ve Türk toplumu açısından tamiri zor bir süreci başlatacak gibi.

Uzun yılları alan hapis hayatımda iki Ölüm Orucuna tanık oldum, yüzlerce akranım hayatını kaybetti bu eylemlerde, geride kalanlar yarım insan olarak Avrupa’nın çeşitli kentlerinde ve Türkiye’de hayatını sürdürmektedir....

Şimdi Kürtler, Türkiye’nin hal edilemeyen bu yarası kendini ölüme yatırmış. Kürt tutukluların kaldığı  koğuşlarda kaldım, Kürt tutsakların kimler olduğunu bilseniz, bunun ne büyük bir trajedi olduğunu, ölümlerin yaşanması durumunda neden bu yaranın insanlığımız açısından tamir edilemez olduğunu daha iyi görmüş olursunuz.

 

Bu büyük bir toplumsal trajedi, çünkü hapiste olan Kürt tutsakların büyük bir kesimi, hiç bir şiddet eylemi ile ilişkisi olmayan, sadece kürt oldukları için, siyasi tercihlerini Kürtdi hissiyatla oluşturdukları için tutuklanmış ve onlarca yıl cezalar verilmiş suçsuz insanlardan oluşuyor.

 

2002 yılından beri iktidarda olan Türkiye islamı, Kürt meselesini bu Açlık Grevi ile büyük bir insanlık dramına çevirdi, binlerce Kürt öğrenci, çocuk yaşta denecek gencecik insanları toplayıp hapislere doldurdular.

Bu gençler onlarca yıl hapisle yargılanıyor ve pek çoğu on yıl ile yirmi yıl arasında hapis cezası ile cezalandırılarak gelecekleri yok edildi.

Sorarım size, sadece ana dilinde eğitim istediği için, polise taş attığı için böylesine ağır hapis cezalarına çocuklarınız ve akrabalarınız çarptırılsa neler yapardınız, bunu hayal etmek dahi başlı başına insanın aklını başından alıyor. Ölümler, ölüm olmadan duruduralım denmekte,

Oysa bu insanların geleceği yok ediliyor, bu gencecik insanların hayatları ikitadara gelen ve dini duyarlılık dışında hiç bir hissiyatı olmayan, kendini hırslarına kaptırmış bir liderin söylemine kurban ediliyor. Hapislerde yatmış, ilk gençlik yıllarımı orada geçirmiş biriyim. Kürt tutsakların yazarlık kimliğimin oluşmasında büyük emeği var, orada tanık oldum dram içinde drama, orada düyadaki politik gidişattan dahi habersiz olan, sadece Kürt olduğu için tutuklanmış, okuma yazma dahi bilmeyen yaşlı Kürtlerin kaderiyle tanışmam. Kürtlerin kendini toptan ölüme yatırma haberlerini okudukça, boğulacağımı sanıyorum.

Neden size yazıyorum diyebilirsiniz, umutsuzluktan, umutsuz ve çaresizim, politikacılara seslenmek istemiyorum, onların başımıza getirdikleri yeterince ortada, benim gibi yazarak insan yüreğine seslenen sizlere yazayım dedim, ses verin Kürt çocuklarının böylesi bir çağda toplu intiharını yazarlar olarak durduralım.

Avrupa’nın her ülkesinde genç insanlar polise taş atmakta, polisle kavgalar etmektedir. Ne var ki, hiçde benim ülkemde olduğu gibi böylesi ağır cezalar verilmiyor.

Oysa Türkiye’de iktadara gelen politik islam, hiç çekinmeden toplumsal dinamiklerle oynamakta, kendisine karşı geleni acımasızca cezalandırmaktadır. PKK dağda savaşıyor, sağ yakalanan silahlı militan neredeyse yok gibi, ama hapishaneler Kürt gençleri ile dolu, sadece  yürüyüş yaptıkları için, kendi siyasal örgütlülüklerinde yer aldıkları için...

Bu ölüm orucunu Öcalan’ın tecirit eylemi ile sınırlamak dahi büyük bir vebalmiş gibi geliyor bana, oralardan, o hapislerden geliyorum, hayır Kürt gençlerinin geleceği ellerinden alındı, onları bir karanlığa hapsettiler, Kürtler dünyanın gözleri önünde intihar ediyor, Kürtler kendini ateşe vererek var edeceğine inanıyor, 1980’li yılların Türkiye’sinde de bu oldu, oradan büyük bir şiddet hareketi ortaya çıktı. Ölümlerin yaşanması durumunda neler olacağını düşünmek dahi insanı ürkütüyor.

 

Erdoğan Türkiye siyasetinde illelebet kalmayacak ama ekilen bu acılar yürekleri hep burkacaktır.

Bu adam biz Türkiyeli yazarları duymaz da, benim gibi sosyalist bir geçmişten gelen bir yazarı hiç duymaz, ama sizin sesiniz bu acıyı hafiletecektir...

Gelinen noktada Kürtlerin kendini ölüme yatırmaktan başka bir yol da kalmadı gibi geliyor bana.

Saygıyla

Haydar Karataş

 

Rotwandstrasse 62

8004, Zürich

Schweiz

[email protected]

0041 76 576 56 85

 

 

 

Etiketler:   

ayirac

Copyright © 2012 www.haydarkaratas.com            Created and Designed by Ulaş Karataş