Basından

Akman Gedik, İnsan coşkusu söndürülmüş diyardan hikayeler, Ejma'nın Rüyası!!

Akman Gedik*

 

..." Haydar Karataş dilinin arkaik yapısını kirmancki(zazaca) kurar. Zazaca bilen biri, onun Türkçe'yi sadece teknik bir yazı dili olarak kullandığını hemen fark eder. Kirmancki biliyorsanız o kelimelerin tadına daha bir varıyorsunuz. Kirmancki her söze, her cümleye ruhsal olarak itina ile işlenmiştir..." 

 

Gece Kelebeği ve On iki Dağ'ın Sırrı romanlarını severek, bir solukta okumuştum. 'Ejma'nın Rüyası' Haydar Karataş'ın yeni kitabı. Ejma'nın Rüyası her ne kadar bir öykü kitabıdır denilse de, yer yer anlatı,anı, mesel ve roman havası verir okuyucuya. Haydar Karataş, kitaplarında uzun cümleler kurmaz. Genelde kısa cümleler vardır. Fakat her söz mana dolu. Her söz başka bir söze delalettir. Okurken sözlerin mistik yanı sizi sarar, öykünün geçtiği mekana sürüklenirsiniz. Kitaplarda sıkça bahsi edilen o kırmanc diyarını gezer durursunuz kitap boyunca...
Haydar Karataş dilinin arkaik yapısını kirmancki(zazaca) kurar. Zazaca bilen biri, onun Türkçe'yi sadece teknik yazı dili olarak kullandığını hemen fark eder. Kirmancki biliyorsanız o kelimelerin tadına daha bir varıyorsunuz. Kirmancki her söze, her cümleye ruhsal olarak itina ile işlenmiştir. 
Çocukluğunuza gidiyor, o çocuk aklınızla çocuk kaçıran Ermeni Garo'dan korkar durursunuz. Ejma'yı hatırlar, Meneş'in ise; bir tanıdığınız olduğu kanısına varırsınız.
Bir zamanlar insanların yaşadığı, şimdilerdeyse deyim yerindeyse insansız mekanlara uğrarsınız.

Haydar Karataş'ın anattığı diyarların insan coşkusu söndürülmüştür, insansız mekanlarda eski anılar arasında dolaşırsınız. İnsansızdır o mekanlar...

O mekanın İnsanları göçüp gitmiştir ama efsunlu hikayeler bir duvar dibinde sizi bekliyordur. Bazen bir kağnı yolundasınız, bazen bir su kanalı boyu yürürsünüz, bazen yıkık bir değirmen duvarına denk gelir durursunuz ya da virane bir kilisenin yıkıntıları arasında bu hikayeler sizi karşılar.  Belki de baykuşların tüneği, pepug kuşunun baharın gelip öttüğü virane mekanlar...
Sonra kızılbaş inanç sistemindeki 'komşuluk Hakkı'nı, tılsımını ve bozulma nedenlerini üzülerek, ah ederek bazen de kızarak okursunuz. 
O okur-yazar olmayan insanların hafızasındaki beyaz yazıları kara yazıya çeviriyor Haydar Karataş. Çok göz önünde olmayan, yaşamları bilinmeyen insanları bilinir kılıyor, tanıştırıyor bize. Fiziken aramızda ayrılan o insanların hikayesini yazarak 'ölümün elinden' bir şeyler kurtarıyor.
Her hikaye bir yaşamdır. Ejma'nın Rüyası'nda her hikaye de ayrı bir güzellik görür ve farkına varırsınız.

Haydar Karataş mayasını aldığı o dervişan toprakların hikayelerini anlatıyor bize. Kendi çocukluğuna , anayurduna giderken siz de zevk alarak okur ve çocukluğunuzun anayurduna yolculuğa çıkıyorsunuz. Okur-yayazarlığın arttığı, okumanın azaldığı bu demde böylesi kitapları okuyun derim. Daha ne diyeyim. 'Ma' Haydar Karataş xoş/hoş yazıyor...Eksik yazdım tamamına sayın, ya da göz atın.Olmadı söz katın. 

 

Akman Gedik: Muş Varto doğumlu olan Gedik, Zazaca/Kırmançki dilinde pek çok öykü, şiir ve deneme kitapları yayınladı. Zazaca Atasözleri'ni de derleyen Gedik, Vate Dergisinde makaleler yayınladı. 

Etiketler:      

ayirac

Copyright © 2012 www.haydarkaratas.com            Created and Designed by Ulaş Karataş