Makaleler

Demirtaş ve Devran

 
Demirtaş'ın yeni kitabı "Devran"ı okuyorum.
Seher öykü kitabı için Viyana ve Avusturya'da iki tanıtım toplantısı katılmıştım.
Seher'in en önemli başarısı öykülerin içeriğinden ziyade Demirtaş'ın öykü dilinde yakaladığı seviyeydi.
Bu dil, ona getirilen bütün suçlamalara da bir cevap niteliğindeydi. Demirtaş öykülerdeki başarı neydi denirse, Seher'in tanıtımlarında belirttiğim gibi:,
birincisi, Demirtaş öykü kahramanlarını seçerken onları etnik kimliği ile değil, insan kimliği ile ele alıyordu... bu şundan önemlidir, etnik siyaset yapıyor suçlaması ile karşı karşıya olan bir siyasi lider insan-ı mevlayı içsel dünyasında ele alırken buna dair tek bir ibare görülmezdi...
İkincisi, ki, çok önemliydi. Kürt edebiyatı (Mehmet Uzun dahil) roman ve öykü kahramanlarını bir şekilde gerilla ve silahlı mücadele ile bir arada ele alıyorlardı ve neredeyse bütün bu anlatılarda silah kutsanırdı. Demirtaş bu gerçekliği ele alırken, ustaca bir anlatı diline başvuruyordu: silahlı insanı yüceltmiyordu, kutsal gerilla, bilmem silah taşıyan onurlu, diğerleri daha alt bir kimlik olarak ele alması bir yana, aksine insanı yüceltilirken şiddet ve şiddet dilini kutsamayı cesaretle gözardı ediyordu.
Onun hikayeleri bazen ağabeyi Nurettin ile bir fırına giden iki çocuk, bazen Ankara'dan yola çıkmış bir otobüsün muavin koltuğunda şoförle konuşan yeni yetme bir delikanlı... bazen hayali bir araba olan bir temizlik işçisiydi...
Bu insanların hikayeleri neredeyse Türkiye'nin her yerine yayılmışlardı. Şehirler, kentler, işler, hayaller sık sık iç içe geçiyordu.
Devran'ı daha başarılı buldum. Cümleler daha oturaklı, daha sağlam...
Demirtaş'ın bu öykülerini okurken onun neden tutuklandığını daha iyi anlıyor insan. Onun bir siyasetçi olmanın ötesinde etik duruşu sağlam, günümüz dünyasının modern demokrasi algısını son derece iyi anladığını da görüyoruz. Mevcut Türk ve Kürt siyaset dili bu üslubu kaldıramamıştır. Resmi ideoloji devamlılığı için onu tutuklamış, Kürt siyaseti ise adeta ohhlar çekerek ondan kurtulduğuna sevinmiştir. Kürt siyaseti için silahlı yol meşrudur diyenler, onun tutuklanmasına karşın tek bir kampanya yapmamıştır. Oysa silahlı yolun devamı ve meşruluğu için ölüm oruçları gibi toplumu dilsiz bırakan bir yol tercih edilmiştir...
Demirtaş sadece Erdoğan'ın değil, o ortak düşmandı.
MHP zaten ona düşmandı
Erdoğan için O, dindar kürtleri çalan bir liderdi, ondan düşmandı.
Öcalan için çağa uygun hümanist bir liderdi, ki mahkemede 'Erdoğan'ı parti olarak desteklememiz için Öcalan'ın el yazılı notunu AKP'nin bir bakanı getirdi..." demiştir. Son mahkemesinde ise beni Kandile hükümet gönderdi, İmarlı adasına partimin heyetini bizzat Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı bot götürüp getiriyordu...dedi. Yani biz elçiydik diyor. Suç varsa hükümetin... Buraya kadar sanırım pek çok kişi üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri düşünmektedir.
Ancak esas mesela Demirtaş Kılıçdaroğlu için de gizli düşmandı, bunun için Kılıçdaroğlu koşa koşa Demirtaş'ın tutuklanması ile sonuçlanabilecek dokunulmazlıkların kaldırılmasına oy vermiştir. Çağrılar yapmıştır dokunulmazlıkların kaldırması için.
Erdoğan, MHP, İmralı'nın Demirtaş etkisini konuşurken CHP ve Kılıçdaroğlu'nun neden Demirtaş'ın tutuklanmasına canı gönülden koştuğunu toplum tartışmamıştır...
CHP'li vekiller sık sık Demirtaş'a sahip çıkma mesajları verirken Kılıçdaroğlu bundan hep kaçınmıştır... Neden?
Kılıçdaroğlu, Demirtaş'ın tutuklanmasının Erdoğan'a yarayacağını bile bile bunu yapmasının tek nedeni Demirtaş'ın üslubu ile Anadolu Alevilerinin hızla Demirtaş'ın siyaset tarzını benimsemesiydi.
Alevi oyları Demirtaş üzerinden HDP'ye kayıyordu ve HDP Demirtaş üzerinden Anadolu'nun içine yerleşiyordu, batı Türkiye'de ciddi taban kazanıyordu Demirtaş söylemi. Bu mevcut rejim için çok tehlikeli görülmüş oldu inancı bende hep kalmıştır.
Denecek ki, iyi de Türkiyeli Demokratlar, Kürt meselesinin çözülmesini isteyen geniş kesimler Demirtaş'a sempatiyle bakıyorlardı, onlar değil de neden Aleviler. Bu kesimler özel seçmen, oysa Aleviler bir topluluk, resmi tarih bu toplumsal kesimi çeşitli yöntemlerle kontrolde tutmayı hep düşünmüştür. Aydınları ve toplumun ileri gelenlerini tasfiye etmek mümkündür, ancak bir fikir belli bir kütle içine yerleşti mi bu son derece tehlikeli görülmüştür..
Bu yanıyla bakıldığında, Demirtaş'ın tutuklanması Erdoğan'a çok yaramıştır yaramasına, ancak tarihi Alevi oylarını rehin tutan CHP'ye daha çok yaradığını söylemek mümkündür.
Ki, 2006 yılı itibariyle neredeyse bütün Milli Güvenlik Kurulu Toplantılarında bir şeyin altı çizilirdi, 'PKK ovaya iniyor!' denirdi. Bununla şu söylenirdi: Kürtler silahlı mücadeleyi terk edip siyasete yöneliyor. Demirtaş'ın tutuklanması ile ovanın yolu kesilmiştir.
Silahlı bir Kürt hareketi, mevcut rejimin ve resmi ideolojinin devamlılığı demekti. PKK ne kadar çok asker öldürürse bu mevcut rejime o kadar yarar.
Öcalan'ın son mesajını okurken, onun ile Demirtaş arasındaki en büyük farkın da bu olduğunu görmekteyiz. Öcalan AKP yanlısı bir yol izlemektedir... Newroz bildirisi geçerli, bilmem Ölüm Oruçları için teşekkür etmektedir.
Demirtaş ise kendisine kazık atan CHP yanlısı bir tutum sergilemiştir... Ne acı ki, buna rağmen Türkiye'nin sorunlarını CHP tabanıyla konuşmak hala daha mümkündür!
Türkiye'nin hali budur:
Dersim meselesini konuşur, ancak Dersimliler CHP'nin olduğu yerde olmalı denir...
Devrimciler devrimi konuşur, Türkiye değişmeli der ancak seçime giderken, ne yapalım CHP olmazsa daha kötü olur, der...
Demirtaş o devrimci geleceği öyküleriyle işaret eder, ama aynı kaygıyla bu adayları destekyelim demek zorunda kalır...
Dersimliler haklıdır, devrimciler haklı ve Demirtaş' da haklı...
İslam dünyamızda büyük bir baş belasıdır, ondan beslenen her tür siyasi eğilim toplumuna korkunç zararlar verebilir. Bu kaygı Orda Doğu'nun radikal değişimi önündeki en büyük engel. Demirtaş gibi siyasetçilerin devranı öykülerde yer aldığı gibi hala zamansız bir çağda yaşamaktadırlar. Devran bir memleket hikayesidir. Kürt elinden başlar, batı da derin bir sıla hasretiyle ölür...
hepimizin hikayesi bu!
Etiketler:    

ayirac

Copyright © 2012 www.haydarkaratas.com            Created and Designed by Ulaş Karataş