Makaleler

Dersim'de 7. Kahraman Ferhat Bey kazansın!

Dersim’de yedi Kahraman Ağa devri geldi gitti derler. En büyükleri Kahraman Ferhat Bey iç Dersim’e geldiğinde, Dersim’in o zamanki beyi Ermeni Hof’tu. Bu tarih aslında binli yıllara denk gelmektedir. Gerçi Hof’un Ermeni olup olmadığı dahi meçhuldür ya, ancak Kahraman Ferhat ilk çadırını , bugün Dersim şehir merkezi sınırları içinde kalan Siğenk’te kurdu. “Sağman-e Dersim” denen yer Dersimlilerin bu ilk idari bölgesidir. (Zamanla Sağman Siğenk olarak değişime uğradı denebilir.)

 

Komünal bir toplulukturlar. Dersim’in Şah Hasan kolu, Aladdin Keykubat ordusundan kaçarak buraya gelmiş.

Hof’un idari bölgesi, yani mahkemesi, hapishanesi bugün Demirkapı denen Rabat köyündeydi. Rabat kelimesi ise üst Akatlıların dilinde hükümet, tanrı mertebesi demektir, ancak İbranicede kelime değişir dervişlerin dua ettikleri yer manasına gelmektedir, Arapça ‘da ise kervansarayların yol geçiş güzergahlarında kurdukları han, konaklama yeri manasında kullanılmıştır.

Dersim’in en eski tarihi taş köprüsü bugünkü Rabat köyünde olduğuna göre, bu manaların hepsi üç aşağı beş yukarı uymaktadır.

Çocukken bize saydırtılan Kahraman Ferhat soyu 17 dede öteye gider. Bu Kahramanların her biri, Erzincan’dan Hozat’a giden kervan yollunun geçtiği bir dağ başına gömülmüştür. Her dağ zirvesi diğer dağdan ayrılırken bir Kahraman Ferhat  gömülmüştür.

İlk Kahraman Ferhat Bey’in gömüldüğü dağın tarihi ilginçtir. Önceleri, “Kulka Kahraman Ağay” ( yani Kahraman Ağa nişangahı

 -ki, Kuluk burada mezar taşı manasına gelir-) denen bu dağ başı, Ermeni olayları sonrası oraya gömülen Ermeni Keşiş ‘in hikayesiyle kesişir ve pek çok yerli Dersimli oraya Pag-a Keşiş  de der.

Bu yedi Kahraman’dan yedinci Kahraman Ferhat Bey’in hikayesine geçmeden önce, bu Keşiş ‘in meselesine kısaca değineyim. Rivayete göre, 1915-16 Ermeni olayları sırasında Dersim’de yaşayan büyük keşiş bakmış olacağı yok.

Demiş, “benim için birinci Kahraman Ferhat Bey’in gömülü olduğu dağda bir ev yapın. Yiyecek ve içeceğimi koyun, kışı orada geçireyim, bahar ayında da çıkar gelirim.”

Bugün bu dağ başı Munzur dağlarının en yüksek zirvelerinden biri olan Sultan Baba dağı eteklerindedir. Dersim’den Erzincan’a devrilen dağ uçurumu olur orası.

Keşişe yapma etme, orada yalnızlıktan ölürsün dense de. Dersimliler orada kendisine bir ev yapar. Bütün bir kışı geçirecek her şeyi yerleştirirler. Bir dağ uçurumunda olan PAGA KEŞİŞ duvarları hala yarı toprak altında kalmıştır. Ancak Ovacık-Torunoba köylüleri bize Paga Keşiş’in yerini gösterin deseniz, sizi alır bu dağ uçurumuna götürürler. Yıkık bir ören yeridir. Kahraman Ferhat’ın mezarı bu yıkık duvarların altında mıdır bilmem. Ancak Keşiş ‘in hikayesi şöyle sonlanır:  

Karlar eriyip bahar ayı geldiğinde Dersimliler o dağa gider ki ne görsün. İn cin top oynuyor, Keşiş ölmüş ve arkasında bir mektup bırakmıştır. O mektupta şu satırlar yazılıymış:

 “beni  ne açlık öldürdü ne yalnızlık. Beni dağların uğultusu öldürdü. Hızır ayı geldiğinde on iki dağ ses verdi... yer gök uğuldadı durdu. Beni öldüren o uğultudur.”

Bu keşiş üzerine söylenen çok güzel bir ağıt vardır. Cengleme tarzındadır.

Onu da anneme söylettim, bir kardeşlik destanıdır. Ağıttın nakaratı  Dersim’in üç dilinde söylenir. Yani Here-Were, Be-So ve Ermenice.

Başa dönersem, bu dağ başında ölen Keşiş için söylenen Cengleme tarzı ağıtın birinci bölümü o dağa gömülen l. Kahraman Ferhat Bey’in hikayesiyle başlar.

İkinci Kahraman Ferhat Bey’in mezarı Orta Dağ’da Kert-e Halaco, denen tepededir. Ermeni Hof’un konağı ise bu dağın hemen dinde Hoşirik ovasındadır. Küçücük bir ovadır, etrafı çepeçevre dağdır. Yani hükümet yeri, hapishanesi Rabat-Demirkapı’da, kendi konağı ise bu dağların içendedir. Ermeni Hof’un bu konak yeri küçük bir tepelikti. Toprak altında kalmıştı, ama kesme taşlı duvar köşeleri görülürdü. Buranın hikayesi uzundur, çocukluğumda define arama nedeniyle burada iki kişi öldürüldü. 1984 yılında ise bir yeraltı evi bulundu, kayalar oyularak bir merdiven aşağı inerdi.

 3. Kahraman Ferhat’ın Mezarı benim büyüdüğüm Haçeli köyünün yukarısında gene dört yol ağzındaydı. Bu sürer gider,

Ve 7. Kahraman Ferhat Bey, Sıncık Dağı’nın zirvesinde Kert-e Pir Babay denen yerdedir.  Yani Pir Baba Dağı’nın tam dört yol ağzındadır. Dört yol çatağına gömülmüştür. Anlatmak istediğim de bu mezar yeridir. Yedinci Kahraman Ferhat Bey’in hikayesi tamamen farklıdır. Diğer Kahraman Ferhatlar dağ başlarında yol kenarına gömülmüşken bu yedincisi dört yol çatağının tam ortasına gömülmüştür. Küçük bir not daha düşeyim. 7. Kahraman Ferhat bu yol ağzına gömülmeden önce Dersim’in mührünü Seyit Rıza’nın babası İbrahim’e verir. Torunu  Pule ise daha sonra Seyit Rıza ile evlenir.

Bunların hepsi birbirine bağlı hikayeler. Ancak neden o dört yolun tam orta yerine gömüldü hikayesini bugünkü Dersim’i fazlasıyla açıklar. Seçimler sebebiyle süren bu hır gür, bu ötekileştirme ve düşmanlık ruhunun temeli her toplumda olduğu gibi bizde de biraz kendi tarihsel hikayesini, efsanesini bilmemekle ilgili diye düşünürüm.

İşte bu 7. Kahraman Ferhat Bey, Osmanlı ile Dersim arasında anlaşma yapan ilk Dersimlidir. Dersim ocaklarını ve Pülümür beylerinden birkaç dil bilen Çarekanlı Haydar Bey’i yanına alarak İstanbul’a gider. Yemen’e 300 asker verme karşılığında Dersim’i sancak yaparlar. Böylelikle daha önce Ez-rarum (uzaktaki rum diyarı Erzurum)’a bağlı olan Dersim başlı başına sancak olur. Hozat’a kaymakamlık binası açılır ve oğlu Gulabi Dersim’in ilk kaymakamı olur. Ne var ki, Yemen’e gönderilen bu 300 askerden geri dönen olmaz. Urmiye gölü kıyısında, Dersimli haydutlar isyan çıkardı diye kılıçtan geçirilirler. Aylar sonra o ölümden kurtulan bir kaç asker Dersim’e gelince durum öğrenilir. Büyük bir karışıklık çıkar, Hozat’taki kaymakamlık ateşe verilir, Gulabi bey ve 17 adamı ölür.

İşte bu olaylar ve hayal kırıklığı üzerine. Dağ başlarına gömülen Kahraman Ferhat Beylerin yedincisinin hikayesi değişir.

Yedinci Kahraman, “beni Kert-e Pir Babay’da dört yolun tam ortasına gömün,” der. “Her kim ki, bizi birbirine bağlayan bu yoldan gelip geçerse mezarıma basıp gitsin.”

Derler, Kahraman Ferhat ölünceye kadar hep dizlerine vurmuş, “ah demiş, ah nasıl böyle bir hata yaptım da, gençlerimizi onlara teslim ettim.”

 Gece Kelebeği’nde anlattığım o son sahne bugün üzerinde taşların toplandığı bu dağ başındaki 7. Kahraman Ferhat Ağa’nın mezar yeridir.

Bu vasiyete rağmen insanlar kıymamış bu mezara basıp geçmeye. Yüz yıllardır bu yoldan gelip gidenler o dört yol ağzına geldiklerinde bir U çizmişler ve mezarın üzerine taş yığmışlar. Orada bu mezar taşları öpülür, mumlar yakılır.

Bu mezar yerinden Bahtaryan köyleri, uzaklarda Hozat, doğu yakasında Orta Dağ, Sosın Dağı, Bokır Dağı ve l. Kahraman Ferhat Bey’in gömüldüğü Sultan Baba Dağı’nın sisler içindeki zirvesi görülür. Kuzeyden gelip Güney’e giden yol Ovacık ve Beyaz Dağ, Pertek köylerine çıkar.

Bugün Dersim’i kutuplaştıran partilerin her biri, Dersim’in mührünü ister. Vermeyin demiyorum, gönlünüzden kim geçiyorsa verin. Bir şey olmaz, insanoğlu hatalarını sınayarak bugüne gelmiştir. İnsanı rahatsız eden Dersimlilerin Kahraman Ferhat Bey’in erdemini unutmasıdır.

İkincisi hoyratça toprağına basıp geçiyor da, mumunu yakmıyor. Yani hatır bilmez bir dönemi yaşıyor Dersimli...

Kendi hikayesi, masalı, ağıtı yerine ideolojik gömleğini deli kefeni gibi giydiriyor üzerine.

Hemşerilerimizle konuşmak da her geçen gün zorlaşıyor. Onun gibi konuşmayınca etmedik hakaret bırakmıyor.

Şöyle sonlandırayım: İtalyan Faşizmine kaldığı hapishaneden pek çok eleştiride bulunan büyük felsefeci ve sosyalist Gramcsi o günkü İtalya’yı güzel tarif eder. İyisi ona kulak vermek.

Der, “bir gün İtalya’nın ideolojik aklı ile tarihsel aklı yuvarlak bir masaya oturmuşlar. Yaşlı bir İtalyan köylüsü içeri girmiş, demiş sizin bu oturduğunuz masa dört köşelidir. İtalyanların İdeolojik aklı yani Musoloni Faşizmi kükremiş, bu yuvarlak masaya dahi köşelidir diyor bu hain. Öldürmeyip te ne yapmak lazım bunları,” der.

İtalya’nın tarihsel aklı gülmüş demiş, “sen, sana öğretilenle konuşuyorsun, oysa bu köylü tarihten öğrendiği tecrübeyle. Sen sadece gördüğüne inanıyorsun, oysa bu köylü gördüğüyle yetinmez, hisleri ona ne söylüyor. O hissi dile döker. Bu masa yuvarlak, ama bunun etrafına oturan bizlerin fikri köşeli olduktan sonra, hakkaniyet bulunmaz. Zorba olanın üstünlüğü ile kalkılır...”

 

Dersim’in hikayesi budur. Toplumun bir tarafında yaşlıların hissiyatı vardır, diğer tarafta “ben bilirim diyen sonradan öğrenme akıl.” Köşeli düşünüyor hemşerilerim. Sohbet kültüründen uzaklaşmış. Yaşlıların hissiyatı bir şey söylese, öğrenme akıl ayağa fırlıyor, hain diyor. Hain!

İyisi artık seçim zamanı. Yeterince bağırıldı çağrıldı, herkes sükûnetle sandığa gitsin. Akıl kendine, hissiyatta kendine yakın olanı seçsin.

Dersim’in aklı nerede derseniz, ben derim ki Pir Baba Dağında o dört yolun tam ortasına gömülmüştür. Gelen giden üzerine basıp geçer.

İnsanlar seçim kaybedebilir, bundan daha doğal bir şey olamaz, ancak erdem ve nezaket kaybedil mi insanlığın ruhu acı çeker. Yeter ki Kahraman Ferhat erdemi olsun. seçim kaybetseniz dahi, insanlar sizi hatırladıkça önünüzde eğilir, mum yakar, baş koyar.

Umarım bir önceki seçimde olan, bu seçimde tekrarlanmaz. El sıkışılır, bir sonraki seçime hazırlanılır... 

Etiketler:  

ayirac

Copyright © 2012 www.haydarkaratas.com            Created and Designed by Ulaş Karataş