Makaleler

Kötülüğün Felsefesi yada tekrarın tekrarı: Özgür Politikaya sitemimdir! görev yerimi değiştirin...

 

Avrupa'da yayınlanmakta olan Özgür Politika gazetesi, beni ve bazı Dersimlileri, -ki isim vererek Maçoğlu ve Hüseyin Aygün'ü eklemiş- özel harp dairesine çalıştığını tespit etmiş! Kendi gazetelerinde yazmam için dört takla atan, araya aracılar koyan bu arkadaşlar öyle inanıyorlar, onlara diyecek bir sözüm yok! 
Bütün inançlar böyledir, kendisi gibi inanmayan ve yaşamayana şaşarlar! Kişi benim gibi değilse ya nedir? Gaipten rüyalar görürler ve derler, 'düşmandır heval! düşman!" İyi de ayıp olmuyor mu, bari Özel Harp dairesinde üst düzey bir görev verseydiniz, rica ediyorum düzeltin.... Özel harbin edebiyat kolu, karşıt bilmem ne başkanı...  Aygün'e çavuşluk yeter o biraz mücadele etsin. Maçoğlu'u parlatıyormuşum, be birader adam zaten cilalı. Brezilya'ya gittim bir gazetede fotoğraflarını gördüm... İsviçre gazetelerinde dahi nohut resimli fotoğrafı çıkıyor. Bana sorarsanız adamın cilası çok...
Fakat ben payıma düşen özel harbin hiyerarşik yapısındaki yerimden rahatsızım, kırgınım... yazıyı hazırlayan sahte kotlu hemşerimden ricamdır, hanım kızım görevi yükselt... vallahi kendine yazık ediyorsun demeyeceğim...
Güzel kızım, sevgili bulmak için dilek tutma, hayal kur, derim. Dilek tutmak beddua okumanın kardeşidir, bütün dilekler muhafazakardır, oysa hayal öyle midir, hayal kurmakta serbessin, hayal tanımsız ve sınırsızdır... hayalde insan kendini tatmin dahi edebilir... 
Hayali düşman desen tadından yenmez...orada büyük zaferler kazanıldığını modern romanın kurucusu Carvantes'ten biliriz.. Bari Carvendes oku... hatırla bir seferinde Don Kişot bir koyun sürüsünü düşman ordusu, çobanı da komutanı sanmıştı da, neler olmuştu. ya başında o berber tası taşıyan adama yaptığı neydi öyle... 
Bu gazeteyi yılda bir alır ama her gün bakarım, aynı küfürleri, aynı cümleleri her daim bir düşman yaratarak kopyalar yapıştırırlar. Sizler de yazıyı kopyalayıp kopyalayıp göndermeyin.... Onların hazırda kaynattığı bir düşmanlık kazanı var, kim onlar gibi düşünmüyorsa o kazana atıyorlar, ne de olsa Kürt elinde insan canı odundan ucuz, duygusal kürt ateşi bu kazanın... ya ya şaşa şehadet mahadet oluyor sanıyorlar bu işler. 

Dersim meselesini sabırla, kızmadan, kırmadan anlatmalıyız. Tek yol budur.. Ne var ki, bu tehditleri görmezden gelen ve Dersimdeki kültürel işgali görmek istemeyen, bu işgalin bölgedeki adayını desteklemeyenlere, büyük ağabeyin adayını destekleyin diyen Oruçoğlu ve İsmail Beşikçiye iki çift lafım olacak... Dersim bir iç işgal diyarıdır, İslamcılık ne yaptıysa Kemalizm bunu devr aldı, Kemalizm ne yaptıysa bugün bölgedeki hegemonya savaşı veren Kürt veTürk solu bunu devam ettirdi. 
İslamcılık, 1930'ların devlet siyaseti,, 1976 itirabiryle sol ve Kürt hareketi bölgeyi aynı politik uygulamaya tabii tuttu. yerli inanç tanınmadı, dini liderler, doğal halk önderleri, halk ozanları yasaklandı, gerici görüldü... Ben Kürdistan'ın sömürge olduğunu Beşikçi'den öğrendim, ve onun cümleleri ile Dersim'e baktığımızda kaba bir sömürgeciliğin, yarı-sömürgenin sömürgesini olan Kürdistan'ın Kürt devrimcileri tarafından bölgeye uygulandığını örnekleri ile düşündüğümde söyleyebilirim... kusura bakmasınlar ve sessizlikleri bu arkadaşların bölgeyi terbiye etme çağrıları gene o 1940'lı yıllarda Türk aydınlarının Kürt diyarına bakışı ile neredeyse aynı...  
Şunu unutmayın, Dersim'in melesi dil mil değildir, bölge tamamen Kürtçe konuşsa dahi Kürt olmaz, Türkçe konuşsa Türk olmaz, Zaza konuşsa Zaza olmaz... öyle olsaydı Amerikalılar İngiliz olurdu, Avusturyalılar da Alman, ki bunlar aynı inançtan insanlar olmalarına rağmen... Dersim'in Kürt ve Türklere yakınlığı Amerikalıların İngilizlere yakınlığı kadar dahi yoktur. Bölgeyi el birliği ile terbiye etme söylem ve tehdidi... ve bunun sonucu öldürülen, sürgün edilen, zorla vergi alınan fakir fukara, bölge üzerinde grupların hegemonya kurma savaşına dönüşüyor. Dersim rahatlatılmalıdır, bugünkü Türkiye'nin siyasi fikriyatında Dersim gibi yerlerin yeri belirsizdir, bu belirsizlik oradaki insan ölümlerini, bu tehditleri de silikleştirmektedir...
Ben örgüt içi cinayetlerle ilgili değilim, sadece üzülürüm, ama Dersim'de dile getirdiğim sivil insan ölümleridir. 742+1(Reza Yörük) 743 Dersimli sivil bölgedeki sol ve Kürt hareketi tarafından öldürülmüştür. Neden? Sömürgecilik girdiği yerde, dini liderler, öne çıkan bireyleri öldürür, aydınları yanına çekmeye çalışır, olmuyorsa izole eder, itibarsızlaştırır... 
Yaşar Kemal, Allah kimseyi zülüm görmüşün zulmüne uğratmasın demiştir... Dersim'de zulme uğramışların zulmü vardır... 
Dersim'in bir aydın sınıfı yoktu ve bu bedeli doğrudan halk ödedi. Dersim'de bir aydın sınıf oluşuyor. Bilmem büyük ağabeye saygı duyulmalı, onların onay vermedikleri aday olamaz... bu yanlıştır ve bu söylemler bölge ile Kürtler arasındaki mesafeyi açar. Kürt aydınlarının ve onların destekçilerinin bu yakıcı gerçekle, kendi azınlığı ile yüzleşmesi lazım. Bunu bugün yapamazsak ileride 38 benzeri olaylara tanık olacağız. Zaten bu söylem sahiplerinin hapishaneleri olsa ya da denetim alanlarında olsak bizi hapse atmazlar mı? Dersim aydınlanmasını kaçırdığınızı düşünüyorum, Dersim 1970, 80 ve 90'ların Dersimi değil, bugün iyi yetişmiş bilim insanları, sanatçıları, yazarları vardır. Eskiden kentleşirken ya Bugünün Dersimlisi eskiden olduğu gibi kentleşirken CHP'ye sığınmak ya da devrimci bir örgüt içinde kendini etmeye ihtiyaç duymuyor...Daha özgür düşünüyor, kendini ayrıştırıyor, bir üst kimliğe ihtiyaç duymadan fert olarak kendini tanımlıyor... 
Beşikçi Hocam iyi bilir, sömürgecilik için tehlikeli olan işgal altındaki yurt değildir, sürgün diyarı olmuştur. İşgalciliğe karşı neredeyse bütün fikir hareketleri uzak diyarlarda şekillenmiştir. Marks Londra'da sürgünde fikirlerini oluşturdu, Lenin Rus devrimini, Rusya'nı uzağında ta Zürih'te formüle etti , Ho Şi Minh Fransa'da... Mao uzun yürüyüşte, Che o uzun Latin Amerika turunda... 
Son yirmi yıldır işgal Dersim'indeki bütün kültürel başkaldırı adımlarının Avrupa'da geliştiği açıktır. 
- Sinan Samat ve arkadaşlarının başını çektiği sakatlar evi projesi,
- Munzur Festivalleri, 
- Dersim Sözlü Tarih Projesi, katliamı yaşamış yüzlerce tanık 
- Avrupa'da FDG'nin organize ettiği festivaller... 
- 4 Mayıs'ı Dersim katliamı yıl dönümü ilan etme...
- Dersim Meclisi...  
Bütün bu projelerin başını çekenlere ne oldu dersiniz? Cezayir'de Fransa ne yaptıysa o oldu. Hindistan'da İngiltere ne yaptıysa o, ne bir eksik ne bir fazla... 1938 Dersim'in de 1940'ların devleti ne yaptıysa o...
Beşikçi Hoca, sömürgecilik üzerine nice cümleler kurmuş bir sosyologdur. Onun cümleleri ile Dersim'de yapılanları karışlaştıralım ve Oruçoğlu'da bir devrimci geleneği başlatan bir devrimci ve edebiyatçıdır... onun en iyi arkadaşı İbrahim Kaypakkaya bu duruma ne demiştir, dersiniz?
Bu bir masal değil ama sömürgecilik hikayesidir... üç bölüm belki dört bölüm yazacağım, ama son bölümde Oruçoğlu ve Dersim romanlarını değerlendireceğim.... Oruçoğlu'na karşı öfkenin nedenlerine eğileceğim...
Bu sancı Maçoğlu adaylığı değildir... onu bilin derim. Maçoğlu'nu Diyarbakır'dan aday olmak istiyorum dese, inanın kabul ederler, zaten bunu yazıyorlarda. Öyleyse sorun nedir? Zaten aynı siyasi grubun adayını İstanbul'dan milletvekili dahi yapmışlardı? HDP'den Dersim adayı olsa da kabul görür, ama bağımsız aday olamaz...neden? işte bunu bir İsmail Beşikçi bir de onun çok iyi bir okuru olan ben bilirim. 
Dersim'de Murat Kur hikayesinde olduğu gibi bir durum gerçekleşiyor... Umarım sonları aynı olmaz...
Dersim'de yıllardır Türklük, Kürtlük ve İslamcılık ortak hissi bir duygu ile terbiye hareketi yürütüyor. Bu akımların tamamı birbirine karşı, ama tamamı da ortak düşmanı terbiye etmektedir. 
Dersimliler tarihi bir şeyi hatırlatıyor, o hissi af edilmez bir düşmandır. Tarihten kalmıştır.
Not: Murat Kur, Dersim'den bağımsız belediye adayı olmuş, ve aynen bugün söylenen cümleler, hatta daha ağırları Kur için kullanılmıştır. Kur, daha sonra bütün ekibiyle tutuklamış. Tutuklananlar 12 ile 24 yıl arasında cezalara çarptırılmıştır... 

http://yeniozgurpolitika.net/dersime-bir-fatih-atamak/…

Etiketler:      

ayirac

Copyright © 2012 www.haydarkaratas.com            Created and Designed by Ulaş Karataş