Makaleler

Yeni Yıl Hediyeniz Masal Olsun!

Eğer sizler de binim gibi sevdikleriniz için harıl harıl hediye arıyorsanız, iki güzel Dersim masal kitabı önereyim:

Biri Caner Canerik'in “Dersim Masalları” derlemesi... mutlaka alın derim. Sadece sevdiklerinize enfes bir hediye değil o, bir başucu kitabı. Canınız sıkıldıkça açıp bir sayfasını okuyacağınız, sizi bu hayat yorgunluğundan alıp nenenizin dizinin dibine, güzel hayallere çağıran bir masal kitabı.... hayal masalla başlar ve bütün mutluluklar, bu yeryüzü cehennemini iyi yuva yapan bütün tekmili mecmuunun öncesi hayaldi. Hayal kurduk yaptık... Eski Dersimlilerin hayalleri, korkuları neydi? Nasıl eğlenirlerdi, hayal nasıl kurarlardı. Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabı Canerik’in “Dersim Masalları” kitabında bulabilirsiniz. Belki de unutulan hayaldi... 

Ve bu masal kitabından daha güzeli, İsmail Mirza'nın "Hedire Mı Neno" (Canım Sıkılıyor) adındaki sesli masal kitabı var...

İsmail Mirza CD'li masal kitabında birbirinden güzel masallar, hikayeler seslendiriyor. Mirza’nın kendine has bir seslendirme şekli var, dinlerken usulden ruhunuzun karıncalandığını duyarsınız. “Nerede,” dersiniz, “nereden geliyor ruhumu uyandıran tarihin bu eski sesi”... dinlerken gülersiniz, “ne güzel okumuş, ne güzel bir masal sesi bu,” dersiniz? 

İsmail Mirza’nın “Havale Roza Tenge” (Zor günlerin arkadaşı) adında bir başka kitabı daha var. Ne yalan söyleyeyim,  Zazacayı kıt kanat okuyabilen biriyim, okurken zorlandım, meğer o kitabın da CD hali varmış. Dinledim, güldüm, düşündüm...  iyi de seslendirirken bu kadar anlaşılır olan bu dil, yazılırken neden bu kadar dolambaçlı ve ağdalı... Zazaca yazı dili epey sorunlu. Harfler sesleri tam veremiyor, seslendirme ile yazı dili iki ayır şeymiş gibi duruyor... Belki de doğrusu Türkçe yazı dilini esas alarak Zazaca’nın yazı dilini oluşturmak gerekiyor. Neden derseniz, Türkçe Türkiye’nin hakim dili, Silahlı Kürt hareketi başta olmak üzere neredeyse bütün Kürt örgütlerinin aydınlanma  dili de keza Türkçe oldu. Şartlar onu gerektiriyordu. Yani siyasi fikirlerini, Kürt meselesini Türkçe dili üzerinden ifade etmişlerdir. Öcalan, Kemal Burkay gibi önemli Kürt siyasetçilerin yazı dili gene Türkçe olmuştur. “A” harfini “e” ‘ğh’ye “X” demenin bir anlamı yok, A harfinin nasıl okunduğunu mektep görmüş her insan bilir, harflere değişik sesler yüklerseniz okuma zorlaşıyor ve dilin okura ulaşması meşakkatli bir hal alıyor. Yazanlar bilir elbet ama bana kalsa basitleştirmek gerekir derim... Örneğin Zazaca’da “ö” harfi yok deniyor, “ö” yok sayılırsa, Ö harfi ile başlayan dünya kadar ismi nasıl yazacaksınız. Özlem adını Oezlem diye yazarsanız, Söe olan geceyi Sewe derseniz dil zora girer.

Bu basitleştirme işini en iyi yapan Dersim dilinde yazan Ali Dikme’dir diyebilirim. Ali Dikme “Gulvang u itıqate Kırmancu” (Kırmanclarda inanç ve gülbankler) adlı kitabında hem sade bir anlatımı tercih eder ve hem de nükteli, neşeli bir dil kullanır. Dikme’nin denemelerini internet üzerinden takip ederdim. Dersim yazı dilinde kendine has bir üslup yaratmıştır. Edebiyatın ilk basamağıdır üslup yaratma. Bu onu günlük yaşam dilinden alıp sanatsal mercie çıkaran tılsımdır da... 

İyi de Cemal Taş’ın “Roe Kırmanciye” (Kırmanciye’nin Ruhu) kitabını neden o kadar rahat okuyabilmekte okur... Cemal Taş, kırk yıldır Dersim ve çevresinde halk anlatıları peşinde koşan bir yazar, ağıtlardan, hikayelere, mesellerden, belgesel çekimlerine kadar pek çok alanda ürün vermiştir. Pek çok Dersim sözlü tarih derlemelerinde, derlemeciler siyasi fikirlerini anlatıcının ağzından aktarmaya çalışırlar, oysa Cemal Taş bunu tercih etmez. Bu önemli bir şeydir. 

Hüseyin Çağlayan’ın “Pet ve Pelgera” romanıyla tanışmam yeni oldu. Romanı henüz bitiremedim. Ancak Hüseyin Çağlayan, Zazaca dilinde modern edebiyatın en iyi türlerinden birii ortaya koyuyor diyebilirim. Sözlü anlatı aktarmıyor Çağlayan, teknik olarak kurgusal roman yazıyor. Dere boylarını, ağaçları, gülen suları anlatıyor... üstelik asla fazlalığa kaçmadan. Onu okurken sanırsınız Ovacık vadisinde bir patika yola girmişsiniz de, dağlar yollar konuşuyor... Çok sevdim...

Yeni yıl hediyeniz bu anlattığım kitaplardan biri olabilir. 

Bir köy çocuğunu ziyaret mi edeceksiniz.. İsmail Mirza’nın sesli masal kitabını alın, derim... O çocuklar nasıl sevinir.

Zazaca dilinde edebiyat nasıl olur acaba gibi bir sorumu var kafanızda, Hüseyin Çağlayan’ın “Pet ve Pelgera” ya da Cemal Taş’ın “Roe Kırmanciye” kitaplarını öneririm.

Otobüsün arka koltuğunda kıkır kıkır gülmek mi istiyorsunuz, “Ali Dikme” alın derim...

Ve elbette Dersim dilini konuşurken, insanın aklına Zazaca müzik gelir. Sağ olsunlar ülkemizin yöneticileri Lazca gibi  güzel bir dili beslemediler, Lazca yok olup gitti. Bir dil masalları, meselleri ve  o güzelim müziğiyle yok oldu. Kürtçe Ortadoğunun en köklü uluslarından ve zengin bir Dengbej gelenekleri var. Ancak Zazaca Anadolu’nun en yerli dillerinden biri, en az olanı, yok olmanın sınır kapısında duruyor. Dersimliler müzikle dillerini güncelleştirdiler, şimdi yazı dilinin paşasından yakalamışlar, umarım dilin kaderi Lazca gibi olmaz. Olmaması için alıp okumak, müziklerini dinlemek, sanatçılarını desteklemek lazım. 

Okuma alışkanlığım yok diyenlere, Mikail Aslan’ın yeni Albümü “Axpin” ya da İmam ve Pınar Özgül’ün “Kılama Zerre Ma” ve tabii ki Maviş Güneşer’in CD’sini öneririm. 

Dersimliler birbirinden farklı, resimden heykele, müzikten romana ürünler veriyor. Bu küçük şehrin üretkenliği baş döndürüyor, evet keşke Türkiye’nin diğer parçası da takip edebilse ve keşke Türkiyemizde yazılan Kürtçe ve Zazaca romanlar eş zamanlı Türkçeye, Türkçe yazılanlar ise Kürtçe ve Zazaca dillerine çevrilse. Ne kadar iyi olur, ortak ödül törenleri olsa. 

Siyasetin Dersimliler arasında ektiği düşmanlıklar Dersimlilerin sanatsal yaratısının önüne çıkıyor. Boğuyor.... O düşmanlık olmasa bin yıldır konuşmayı bekleyen bu kültür bahar gelmiş gibi topraktan fışkıracak....

Türkçe dilinde de çok iyi ürünler veriyorlar. Mesele Haydar Oğur’un öykü dili enfestir, ama uzamasın burada bitireyim...

Etiketler:        

ayirac

Copyright © 2012 www.haydarkaratas.com            Created and Designed by Ulaş Karataş