Yazar: • 17:10• Basından

İnsanların aynı yere bakıp da gördüklerinin farklı olması bundan mıdır? Bahadır Altan

İnsanların aynı yere bakıp da gördüklerinin farklı olması bundan mıdır? Bahadır Altan

Zalimin karşısında insanlık susarsa dünya sessizlikten boğulurmuş. O zaman, için için büyüyen öfke, önce kalbi kör eder; dünyaya bakıp anladığını sananlar da sadece öfkesini görürmüş. Kötülük de bu öfkeyi kendine mazeret sayarmış…

İnsanların aynı yere bakıp da gördüklerinin farklı olması bundan mıdır?

Evde, okulda, işte, hatta artık siyasilerin dilinden çokça duyduğumuz sözcük, hem de emir kipi ve sert vurgularla, “susmak”, “konuşmamak” üzerine oluyor. Oysa sustukça boğuluyor, boğuldukça da susuyoruz. Ağıtlar ise, artık türkülerimizdeki suskunluğun adı oldu…

“Ozan, saz çaldığında aslında insanın içindeki fırtınayı dillendirirmiş. Ozan, insanın içindeki fırtına dinsin istermiş. İstermiş ki, insanın içini kemiren dert, sazın ahengine kendini verip dönsün, sonra da düşüp yere nefessiz kalsın!”

Haydar Karataş, yüz yıllık suskunluğun dillenişi gibi yazdığı “On iki Dağın Sırrı’nda” böyle söylüyor:

“…İnsan derdini saza döktü mü, kutsal zülfikar kılıcı gibi dil verir. O öfkeli Zulfikar, Hazreti Ali’nin elinde dil vermiş; ucunun çatallı olması bundanmış.”

“Öfkeyi dindirmenin yolu, öfkenin dile gelip konuşmasıdır…”

Şimdi başkalarını susturup kendileri sürekli konuşanlar ise ağıtların sahipleri değil!

Bahadır Altan

Airkule dergisi

Visited 6 times, 1 visit(s) today
↑
Close